Bayezid-i Bistami

bayezid-i bistamitürbesi

Bayezid-ı Bistami

Doğumu: MS 804. Bistam / İran

Vefatı: Bistam, 875 M.

Bayezid-ı Bistami Hazretlerinin Şemaili

Boyu uzun, bedeni zayıf, yüzü beyaz, sakalı ak ve seyrek, gözleri çukurca idi. Hz Ebubekir (r.a.)'a benzerdi. Ariflerin Sultanı. muhakkıkların serdarı idi.

Bayezid-ı Bistami (k.s.) Hayatı ve Kendisinden Bilgiler.

Hakikatin sırlarını, olayların hikmetlerini bilmekte yekta idi. Şeriatta imam, tarikatta kahraman, sünnete tabi, himmeti yüce idi. Hanefi mezhebinde idi. Daima kurb'u vuslat makamında bir zat idi. Hakka kendini vermiş, 113 şeyhle görüşmüş ve istifade etmiştir. Alim, fazıl ve şair idi. Cafer-i Sadık hazretlerinin vefatında 12 yaşında olan Bayezid-ı Bistami ondan, onun talebe ve hayranlarından olan ulema ve meşayıhdan çok istifade etmiş, özellikle Cafer-i Sadık'a ait duyduğu söz ve irşad üslup onun yoluna tesir etmiş, yüce ruhaniyetlerinden feyiz almış, şeriat, tarikat, marifet ve hakikat  mertebelerinde tamamen onun izine tabi olmuş, yolunun devamına çalışmıştır.

Bayezid-ı Bistami küçük yaşlarında iken ona Tayfur deniliyordu. İhtiyar anası bir gece yarısı uykudan uyanıp; oğlum Tayfur bir bardak su verir misin? dedi. Tayfur gitti, testiden su doldurup getirdi. O gelinceye kadar anası tekrar uykuya dalmış olduğunu gördü. Elinde bardakla anası kendiliğinden uyanacak diye sabaha kadar bekledi. Güneş doğmadan biraz evvel sabah namazı için uyanan annesi Tayfur'un elinde bir bardak suyla ayakta beklediğini gördü.

-Oğlum Tayfur o ne? neden bekliyorsun öylece? Diye sorar.

Tayfur: Anacığım gece uyanmış su istemiştin. Bende suyu alıp getirdim ancak geldiğimde uykuya dalmışsın. Bende uyanır belki tekrar su istersin diye bekledim.

-Yavrum o zamandan beri bekliyor musun, neden uyandırmadın?

Tayfur: Kıyamadım anneciğim

-Bu hizmetinden Allah (c.c.) razı olsun. Ben senden razıyım. .küçük yaştaki bu edeb ve irfanının ileride meyvesini göresin, arifler sultanı olasın oğlum.

Bayezid-ı Bistami hazretleri anasının bu duası bereketi ile afirlerin sultanı diye anılır. Eşyayı ve mahlukatı konuştururcasına durumlarını muhakeme eder, dersler ve ibretler çıkarırdı. Bunlardan bir kaç örnek:

Bayezid-ı Bistami bir köpeğe rast geldiğini ve köpeğin ona hal dili ile şöyle dediğini anlatıyor: Ey Bayezid bende ne eksiklik var ki dünyada bana köpek derisini layik gördüler, sende de ne artıklık var ki sana insanlık, İslamlık hil'atını giydirdiler? Bayezid bu anlayış ve muhakemeden irkildi ve köpeğe hürmetle yol verdi. Sonra şöyle dedi: Din, Halik'a şükür ve ta'zim, mahluka şefkat ve merhamettir.

* * *

Yine Bayazid bir gün bir köpeğe rastladı. Eteklerini köpeğe değmesin diye topladı. Köpek ona hal dili ile: Ey Bayezid eğer tüylerim pis ise, eteklerin bir tas su ile yıkanır ve temizlenir. Fakat eteklerini toplarken gönlünde duyduğun gurur yedi deniz temizliyemez, dedi.

Yine bir gün uyuz bir köpeğe  rastladı ve yüzünü buruşturdu. Köpek ona mahlukunu beğenmeyiş halıkına dokunmaz mı? dedi. Bayezid derhal istiğfar etti.

****

Bayezid Bistami siyah giymiş olarak bir sokaktan geçerken mahallenin müslüman çocukları onu papaz zannederek yolunu kestiler ve bir halka çevirerek içerisine aldılar. Her biri el kaldırarak papaz müslüman ol! papaz müslüman ol! dediler. Bayezid bunlara itaat ederek tekliflerini kabul etti: "Peki olayım yavrularım müslüman olmak için ne lazımdır?" diye sordu.

Çocuklar, çocuk imanı ve safiyeti ile kelime-i şehadeti okudular, Bayezid de aynen tekrar etti. Çocuklar papaz müslüman oldu papaz müslüman oldu diye çağırışmaya başladılar ve anne babalarına müjdeye koştular. Beyezid çocukların bu yaşta ilay-i kelimetullah duygusuna sahip olmalarına ve içlerindeki bu mücahidlik gayretlerine hayran olup sevinerek, defalarca Allah'a hamdetti ve sonra o yavruların ihlası ve iyi niyeti karşısında kendisinin imanını yenilediğini söyleyerek Hakk'a şükreyledi.

Sözlerinden Bazıları:

-Ben tek bir'den başkasını bilmem.

- Topluluk, çokluk bir'den çıkar.

- Bir'in aslı çokluk değildir.

- Bir olmasa üç,beş,... sayı kalmaz. Nasıl ki bin rakamının birini atarsanız geriye sıfırlar kalır, sıfırların ise değeri yoktur.

-Ben sohbetlerdeyim, sohbette ilim, fikir, zikir, rabıta, edeb, ülfet ve ünsiyet vardır.

- Allah'dan bir şey isteyen O'na sıfat isimleriyle, dua eder. Allah'ın zatını dileyen onu zat ismiyle zikreder, tesbih eder.

- Arif Rabbini, alim nefsini düşünür.

- Gözlerini, harama bakmaktan ve başkalarının kötülüklerini görmekten koru.

- Dilini Allah zikri ile meşgul et, başka gayr-i meşru iş işlemeye fırsat buldurma.

- Nefsini murakabe ve muhasebe et, ilme yapış, eşyanın hakikatını ara, edebini muhafaza et, kalblere dikkat et, dünyaya kapılma, gafillerden kaç, sünnetini bırakma, ibadetten ayrılma, ilim ve merhamet sahibi ol, ahlakı tamamla, insan ve müslüman olduğunu unutma.

- İşin iyisini iste, himmetini yüksek tut, Hakk'ın dergahı uludur, rahmeti boldur, her şeyi kuşatmıştır, az istersen orada kalırsın.

Silsilede emaneti Hz.Ca-fer-i Sadık'tan manen devralmıştır. "Rehnüma" diye anılır. Ruhuna El-Fatiha

***